Parthenon’un Muhafızları

    Parthenon’un Muhafızları

    Parthenon’un Muhafızları
    Pervin Hayrullah

    Uzun yıllar önce, “Develer tellâl iken, pireler berber iken…” diye masalların anlatıldığı küçücük bir coğrafyada, rüzgârın hem eski şarkıları hem de yeni umutları taşıdığı bir memlekette, kökleri derinlere uzanan bir çınar ağacı vardı. Çınara yaslanmış bir cami, caminin önünde de bir çeşme bulunurdu.

    İnsanlar çınara yalnızca bir ağaç gözüyle bakmazdı; çınara yaslanan cami de sıradan bir cami değildi. Çınarın gölgesinde bayramlar kutlanır, camide dualar edilirdi. Çocuklar maneviyatın temelini orada öğrenir, yaşlılar geçmişin hikâyelerini çınarın altında anlatırlardı.

    Orası, havsalası al(a)mayanların zannettiği gibi, sadece bir mekân değildi; hafızanın, inancın ve aidiyetin sessiz bekçisiydi.

    Bir gün, çınarın gölgesinden, serinliğinden ve orada dinlenip manevi huzur bulan insanlardan rahatsız olan Parthenon’un Muhafızları, çınarın köküne tuz döküp onu kurutmak, gölgesinde dinlenen halkın manevi huzurunu bozmak için bazı askerlerini gönderdiler.

    Askerler masumu oynadı. “Niyetimiz sarihti; çınarın kökleri fazla büyümüştü, camiye zarar veriyordu.” dediler. Hâlbuki çınarın gölge yapmak dışında bir zararı yoktu.

    Parthenon’un askerleri, komutanlarının kanatları altına sığındılar. “Kurallar böyle.” diyerek Çınaraltı halkını bezdirmek, onları çınardan ve Çınaraltı Camii’nden vazgeçirmek için her türlü zorbalığa başvurdular. Böylece yıllar sürecek bir mücadele başladı.

    Halk, bir gün adaletin geleceğine inanıyordu. İçlerinden Arif Usta, torunlarına yaşananları açıklamaya çalışıyor; çocuklar ise, bir çınarın gölgesinden ve orada toplanan halktan taa uzaktaki Parthenon’un Muhafızlarının neden rahatsız olduğunu bir türlü anlayamıyordu. Böylece yıllar geçti.

    Aslında mesele ne çınardı ne de çınara yaslanan cami. Mesele çok daha derin, çok daha dipten gelen; mazinin hayaletiyle hesaplaşmaydı.

    Halk, bunun yalnızca bir mekân meselesi olmadığını biliyordu. Asıl rahatsızlık veren şey, insanın kendi sesiyle dua etmek istemesi, kendi hatıralarını koruması ve köklerini inkâr etmeden yaşayabilmesiydi.

    Arif Usta, torunlarına meseleyi açıklamakta zorlansa da çocuklar büyüdükçe anlayacaklardı ki, bu, bir davanın kazanılması meselesi değil; insanların birbirinin gölgesinden korkmamayı öğrenmesiydi.

    Çünkü çınar meselesi gibi bazı mücadeleler mahkeme salonlarında başlar; fakat onların gerçek anlamı insanların kalbinde ve hafızasında yaşar.

    Bu yüzden çocuklara, adaletin yalnızca kazanılan bir karar değil, insanın kendi gölgesinden korkmadan yaşayabilmesi olduğunu öğretmek gerekir.

    Masalların “Develer tellâl iken, pireler berber iken…” diye başladığı zamanlarda, aslında ne Parthenon’un Muhafızları bu küçük coğrafyadan haberdardı ne de oradaki halk, Parthenon’un mermerden bir saray olduğunu biliyordu.

    ©2017 Burasi Batı Trakya. Tüm Hakları Saklıdır.

    Please publish modules in offcanvas position.

    hacklink panelihacklink satın albacklink alhacklink alhacklinkDaporin fiyatizmir web ajanshacklink paneliviagra eczane fiyatıhacklinkhacklink panelihacklink satın alhacklink panelihacklinkhacklink paneliwhatsapp webwhatsapp webwhatsapp webwhatsapp汽水音乐电脑版whatsappwhatsapp loginmarsbahis girişiptv abonelikcanlı maç izletelegram下载telegram下载holiganbetTelegram下载wps官网wps下载telegram下载有道翻译下载telegram下载有道翻译wps官网iptv abonelikjojobet girişwhatsappjojobet giriştürk porno汽水音乐下载ToDesk下载Telegram下载WPS下载sweet bonanza oynatürk pornocasibom girişcasibom girişjojobet girişmarsbahis giriştürk ifşajojobet girişjojobet girişjojobet girişjojobet girişmarsbahis giriş爱思助手下载jojobet girişmeritking girişcasibom girişjojobet girişjojobet giriş汽水音乐下载casibom girişWPS下载WPS下载WPS下载wps下载jojobet girişjojobet girişcasibom girişcasibom girişcanlı maç izle